Köyünde doğruluğuyla tanınan Keloğlan, gerçeği söyleyen horozuyla birlikte saraya çağrılır. Horozun sözleri, padişahın çevresindeki dalkavukları ve saklanan tehlikeyi ortaya çıkarır.
![]()
Gerçeği saklamayan Keloğlan
Bir vadinin yakınındaki kerpiç kulübede yaşayan Keloğlan yoksul olsa da hiçbir zaman yalan söylemezmiş. Köyde sattığı ürünlerin kusurlarını da iyiliklerini de olduğu gibi anlatırmış. Kümesindeki altın gagalı, bakır renkli horoz da öttüğünde yalnızca gerçeği söylermiş.
![]()
Bir sabah horoz, padişahın tacının eğri durduğunu ve lalasının bunu söylemeye çekindiğini haykırmış. Sözü saraya ulaşınca padişah, Keloğlan’ı ve horozunu huzuruna çağırmış. Mermer sarayda horoza nasıl bir hükümdar olduğunu sorunca hayvan, padişahın cömert olduğunu ancak dalkavuklarını çok dinlediğini ve hazinesinin onlar tarafından tüketileceğini söylemiş.
![]()
Horozun uyarısı hırsızları ortaya çıkarıyor
Bu sözler üzerine saraydakiler sessizliğe gömülmüş, dalkavuklar öfkelenmiş. Vezir padişaha yaklaşarak horozun uğursuz olduğunu öne sürmüş ve onu kafese koyup kuyuya atmayı önermiş. Keloğlan ise gerçeği söyleyen bir dostun, kulağa hoş gelen yalanlar söyleyen bir düşmandan daha değerli olduğunu anlatmış. Horoz cezalandırılırsa padişahın çevresinde yalnızca yalan söyleyenlerin kalacağını belirtmiş.
![]()
O sırada saray kapısı çalınmış. Horozun daha önce sözünü ettiği bir çetenin hazineyi soymaya geldiği anlaşılmış. Horoz, hırsızların dalkavuklar tarafından gizlice çağrıldığını bağırarak duyurmuş. Muhafızlar harekete geçmiş ve çete yakalanmış. Padişah böylece horozun uyarısının haklı olduğunu görmüş.
Keloğlan köyüne dönüyor
Padişah, Keloğlan’dan baş danışmanı olmasını istemiş. Ancak Keloğlan, köyündeki doğrularla yaşamayı sarayın tatlı yalanlarına tercih ettiğini söyleyerek teklifi kabul etmemiş. Padişah dalkavukları saraydan göndermiş, altın dilli horozu ise saray bahçesinde onur konuğu yapmış.
![]()
Keloğlan köyüne dönerken herkes, insanlara en çok yarayanın hoş sözler değil, yüzlerine söylenen dürüst sözler olduğunu anlamış. Masalın sonunda gökten üç altın tüy düşmüş: Biri Keloğlan’a, biri gerçeği haykıran horoza, diğeri de masalı dinleyip doğruyu söyleyen çocuklara verilmiş.