Şen Orman’da yaşayan küçük maymun Mimo, telefonundaki videolara öylesine dalıyordu ki arkadaşlarının oyun çağrılarını ve çevresindeki güzellikleri çoğu zaman fark etmiyordu. Telefonunun pili bittiğinde ise ekranın dışında kalan dünyayı keşfetmeye başladı.
Mimo arkadaşlarının oyunlarına katılmıyordu
Yemyeşil Şen Orman’da her hayvanın sevdiği bir uğraş vardı. Mimo’nun tutkusu ise telefonuydu. Kahvaltıda, ağaçlar arasında dolaşırken ve arkadaşları oyun oynamaya çağırdığında bile gözünü ekrandan ayırmıyordu.
Bir sabah sincap Fındık, yeni öğrendikleri oyuna katılması için Mimo’ya seslendi. Mimo “Birazdan” diyerek telefonuna bakmayı sürdürdü. Bekleyiş uzayınca Fındık üzgün biçimde arkadaşlarının yanına döndü. Yaşlı kaplumbağa Tospik de Mimo’ya, telefonun kötü olmadığını ama aşırı kullanımın güzel şeylerden alınan keyfi azaltabileceğini söyledi. Mimo ise telefonla eğlendiğini belirtti.
Telefonun pili bitince çevresine baktı
Ertesi gün ormanda şenlik düzenlendi. Kuşlar kurdeleler hazırlıyor, tavşanlar havuçlu kekler yapıyor, sincaplar sepetlerine meşe palamudu koyuyordu. Mimo da şenliğe geldi ancak etkinliklere katılmak yerine olan biteni telefon ekranından izledi. Başını kaldırdığında güneş batmak üzereydi; ormanın akşam ışıklarını ve arkadaşlarının oyunlarını kaçırdığını fark etti.
Tam o sırada telefonunun pili tükendi ve ekran karardı. Mimo cihazı yeniden açmayı denedi ama başaramadı. Etrafına bakınca gökyüzünün pembe ve turuncu tonlarını, yuvalarına dönen kuşları ve akşam rüzgârında sallanan yaprakları gördü. Uzun zamandır ilk kez ormanın seslerine dikkat kesildi.
Fındık elinde bir topla yanına geldi ve birlikte oynamayı teklif etti. Mimo telefonuna baktıktan sonra arkadaşına gülümseyerek kabul etti. Akşam boyunca top oynadı, saklambaç kurdu ve Tospik’in komik hikâyelerine güldü. Eve dönerken kaplumbağaya, telefonla eğlenmenin güzel olduğunu ama gerçek oyunların da ayrı bir keyfi bulunduğunu söyledi. Tospik, önemli olanın telefonu tümüyle bırakmak değil, ona ayrılan zamanı bilmek olduğunu hatırlattı.
Mimo telefon kullanımı için kurallar koydu
Ertesi sabah Mimo kendine bazı kurallar belirledi: Kahvaltı ederken telefon kullanmayacak, arkadaşlarıyla oynarken cihazını çantasında tutacak, ormanda yürürken de çevresini gözlemleyecekti. Akşamları telefonu yalnızca belirlediği kısa bir süre kullanıp ardından güvenli bir yere bırakacaktı.
İlk günlerde bu alışkanlığı sürdürmekte zorlandı; bazen eli kendiliğinden telefonuna uzanıyordu. Ancak ekranı bıraktığı zamanlarda yeni ayrıntılar keşfetti. Bir gün ağaç kovuğundaki minik kuşları, başka bir gün daha önce görmediği mavi çiçekleri fark etti. Fındık’la nehir kıyısında taş sektirmeyi de öğrendi.
Zamanla ormandaki hayvanlar Mimo’yu telefonunu elinden bırakmayan maymun olarak değil, arkadaşlarıyla güzel oyunlar bulan maymun olarak tanımaya başladı. Mimo, telefonun eğlenmek ve öğrenmek için kullanılabileceğini; yine de yaşamın tamamının bir ekrana sığdırılmasına gerek olmadığını anladı.
Bir akşam arkadaşları büyük incir ağacının altında toplandı. Yıldızlarla dolu gökyüzüne ve ay ışığına bakan Mimo, telefonunu çantasından çıkarıp yeniden yerine koydu. Fındık neden bakmadığını sorunca Mimo, bazı güzel görüntüleri görmek için ekrana ihtiyaç olmadığını söyledi.
Mimo telefonunu tamamen bırakmadı; onun ne zaman kullanılacağını, ne zaman kenara konacağını öğrendi. Arkadaşlarıyla konuşurken onlara dikkat ediyor, oyun oynarken oyunun tadını çıkarıyor, yemek yerken yemeğine odaklanıyor ve doğada geçirdiği zamanı önemsiyordu. Tospik’in de sevindiği bu değişim, Mimo’ya telefonun artık kendisini yönetmediğini gösterdi.
Masalın öğüdü
Telefonlar ve diğer ekranlar yararlı araçlar olabilir. Bunun yanında oyun oynamaya, kitap okumaya, doğayı keşfetmeye, hareket etmeye ve sevdiklerimizle sohbet etmeye de zaman ayırmak gerekir. Mimo’nun öğrendiği gibi, telefon kullanımı ile ekran dışındaki yaşam arasında denge kurmak önemlidir.