Minik çoban Mavi, canı sıkıldığında köylüleri olmayan bir kurt tehlikesiyle telaşlandırır. Ancak kurt gerçekten ortaya çıktığında kimse onun yardım çağrısına inanmaz. Doğruyu söylemenin ve güveni korumanın önemini anlatan masal, Mavi’nin hatasını fark etmesiyle sona erer.
![]()
Can sıkıntısıyla başlayan oyun
Yemyeşil bir tepede kuzularını otlatan Mavi’nin gözleri sabah göğü gibi mavidir. Çıngıraklı değneğiyle sürüsüne eşlik eder, çiçeklerin arasında oynar. Fakat sıkıldığı zaman olmayan şeyleri olmuş gibi anlatma alışkanlığı vardır.
![]()
Bir sabah otlakta canı sıkılan Mavi, “Kurt geldi, kuzularımı kapıyor!” diye bağırır. Köylüler tırpanlarını ve kovalarını alarak tepeye koşar; fakat ortada kurt yoktur. Mavi onların boşa geldiğini görünce güler. Ertesi gün aynı numarayı tekrarlar ve köylüler yine telaşla tepeye çıkar. Mavi bunu eğlenceli bulurken, davranışının dostlarını kırdığını fark etmez.
![]()
Gerçek tehlike ortaya çıkıyor
Bir akşamüstü çalıların arasından gerçekten iri bir kurt çıkar. Korkuya kapılan Mavi, bu kez kurt geldiğini haykırarak yardım ister. Ancak köylüler, onun yine yalan söylediğini düşünür ve yerlerinden kıpırdamaz.
![]()
Mavi’nin gözyaşları dökülürken tepenin öte yanından yaşlı ve bilge bir koyun gelir. Boynundaki çıngırağı güçlü biçimde çalar. Sesi duyan çoban köpekleri koşup kurdu uzaklaştırır; kuzular kurtulur.
Mavi yeniden güven kazanıyor
O gece Mavi, bilge koyundan özür diler. Yaşlı koyun ona, doğru sözün en karanlık gecede bile ışık olabileceğini söyler. Mavi o günden sonra doğruları anlatır; köylüler de zamanla ona yeniden güvenmeye başlar.
![]()
Masal, yalan söyleyen birinin gerçeği söylediğinde bile kendisine inanılmayabileceğini hatırlatır. Doğruluk ise güven ve dostluk için önem taşır.