Akşehir’de fareler ambarlara ve evlere zarar verince, kasabaya gelen kavalcı çocuk onları ezgisiyle uzaklaştırmayı teklif etti. Köylüler söz verdikleri ödülü vermekten vazgeçince Nasreddin Hoca araya girdi ve sözünde durmanın önemini hatırlattı.
![]()
Fareler Akşehir’i sarıyor
Akşehir’de ambarların dolduğu bir dönemde fareler de çoğalmaya başladı. Buğday çuvallarını delip peynirleri kemiren fareler, çocukların masal kitaplarına kadar zarar verince kasaba halkı endişelendi. Nasreddin Hoca olup biteni sessizce izliyordu.
![]()
Kavalcı çocuk fareleri kasabadan çıkarıyor
Bir gün meydana gelen, yamalı yelekli ve omzunda kaval taşıyan çocuk, fareleri götürmesi karşılığında bir kese altın ve kalacak sıcak bir oda istedi. Köylüler bu şartları kabul etti. Çocuk kavalını çalmaya başlayınca fareler ezginin peşine takıldı ve kasabadan ırmağa doğru uzaklaştı.
![]()
Nasreddin Hoca köylülere sözlerini hatırlatıyor
Fareler gittikten sonra köylüler, çocuğa altın vermek istemediklerini söyleyerek kapılarını kapattı. Bunun üzerine Nasreddin Hoca, çocuğun verilen söze güvenerek kasabayı kurtardığını belirtti ve köylülere, sözlerini bozarlarsa farelerden ne farkları kalacağını sordu.
Hoca, kendi biriktirdiği keseyi çocuğa verdi. Utanan köylüler de evlerinden altın, ekmek ve yün battaniye getirerek ona yardım etti. Kavalcı çocuğun üzüntüsü yerini sevince bıraktı.
![]()
Masalın mesajı: Sözünü tutmak
Çocuk o gece Akşehir’de sıcak bir odada karnı tok şekilde uyudu. Ertesi sabah köylülere teşekkür ezgisi çalıp yoluna devam etti. Kasaba halkı bir daha verdiği sözü unutmamaya karar verdi. Nasreddin Hoca’nın masaldaki öğüdü ise söz vermenin değil, verilen sözü tutmanın değerini vurguladı.
![]()