Asbjørnsen ve Moe’nin Norveç kökenli masalı “Soria Moria Şatosu”, başlangıçta tembelliğiyle tanınan Halvor’un uzak diyarlara uzanan yolculuğunu anlatıyor. Bir kaptanla denize açılan Halvor, üç prensesi trollerin elinden kurtardıktan sonra ailesine kavuşmaya çalışıyor.
Halvor’un yolculuğu ve ilk şato
Anne babası Halvor’u farklı ustaların yanına çırak olarak verse de o hiçbirinde kalamıyor; kısa süre sonra eve dönüp ocağın başında küllerle oyalanmayı sürdürüyor. Bir gün bir kaptan, Halvor’a deniz yolculuğuna çıkıp yabancı yerleri görmeyi teklif ediyor. Halvor hemen kabul ediyor.
Uzun süren yolculuğun ardından çıkan fırtına, gemiyi mürettebatın tanımadığı bir kıyıya sürüklüyor. Hava durulunca Halvor karaya çıkıp çevreyi gezmek için kaptandan izin alıyor. Geniş düzlükleri ve çayırları aşarken hiç kimseyle karşılaşmıyor. Akşam yaklaşırken ışıkları uzaktan görünen büyük bir şatoya ulaşıyor.
Şatonun mutfağında altın ve gümüş kaplar buluyor; içeride kimse görünmeyince bir odaya giriyor. Burada yün eğiren bir prensesle karşılaşıyor. Prenses, şatoda üç başlı bir trol yaşadığını söyleyerek Halvor’u uyarıyor. Halvor ise aç olduğunu belirtip gitmeyi reddediyor.
Prenses, duvarda asılı trol kılıcını denemesini istiyor. Halvor kılıcı kaldıramayınca yanındaki şişeden bir yudum almasını söylüyor. İçeceğin ardından kılıcı kolayca savurabilen Halvor, trolün gelişini bekliyor. Trol, şatoya girerken Hristiyan kanı kokusu aldığını söylüyor; Halvor saklandığı yerden çıkarak üç başını da kesiyor.
İki prenses daha kurtarılıyor
İlk prenses, kurtuluşuna sevinse de iki kız kardeşinin de tutsak olduğunu anlatıyor. Kız kardeşlerden biri altı mil uzaktaki bir şatoda, diğeri ise ondan dokuz mil daha ilerideki başka bir şatoda tutuluyor.
![]()
Halvor, ilk şatoyu temizleyip yemek yedikten sonra ertesi sabah yola çıkıyor. İkinci şatoda karşılaştığı prenses, burada altı başlı bir trol bulunduğunu söylüyor ve onu uzaklaştırmaya çalışıyor. Halvor yine kalmayı seçiyor. İlkinde olduğu gibi kılıcı önce kaldıramıyor; şişeden içtikten sonra gücünü toplayıp trolün altı başını da kesiyor.
Üçüncü şatoya doğru yola koyulan Halvor, akşama doğru diğerlerinden daha görkemli bir yapıya varıyor. Buradaki prenses, dokuz başlı bir trolün esiri olduğunu anlatıyor. Halvor gitmeyi kabul etmiyor. Prensesin verdiği kılıcı şişeden aldığı yudumla kullanabilecek hâle geliyor ve trolün dokuz başını kesiyor. Son başı koparmak, onun için en zorlu mücadele oluyor.
Halvor ailesine dönüyor
Üç kız kardeş yeniden bir araya geliyor ve Halvor’la birlikte mutlu bir yaşam sürüyor. Ancak Halvor, anne babasını özlediğini ve onları yeniden görmek istediğini söylüyor. Prensesler, öğütlerine uyarsa güvenle gidip dönebileceğini belirtiyor.
Halvor’a gösterişli giysiler giydiriliyor ve dileklerini gerçekleştirebilen bir yüzük veriliyor. Prensesler yüzüğü kaybetmemesini ve onların adını anmamasını öğütlüyor. Halvor, evinde olmayı dileyince kendini anne babasının kapısında buluyor.
Anne babası onu tanımıyor; karşılarında gösterişli bir yabancı olduğunu düşünüyorlar. Halvor geceyi kendi evinde geçirmek istediğini söylüyor, fakat ailesi ona daha uygun bir yer olarak yakındaki büyük çiftliği öneriyor. Halvor kalmakta ısrar edince ocağın yanına oturup eskisi gibi külleri eşelemeye başlıyor.
Anne babası, uzun zamandır haber alamadıkları Halvor adlı oğullarından söz ediyor. Halvor kendisinin oğlu olabileceğini söyleyince annesi buna inanmakta zorlanıyor; eskiden tembel ve pejmürde olan çocuğunun böyle bir beyefendiye dönüşemeyeceğini düşünüyor.