Norveç kökenli, Asbjørnsen ve Moe’ye atfedilen “Kalbi Olmayan Dev” masalında Kül Oğlan, taşa çevrilen altı ağabeyini bulup kurtarmak için yola çıkar. Yol boyunca yardım ettiği hayvanlar, Devin Konağı’na ulaşmasında ve devin sırrını öğrenmesinde ona destek olur.
Altı prens Devin Konağı’nda kaybolur
Yedi oğlu olan kral, altı büyük oğlunu evlilik için yola çıkarırken en küçüğü Kül Oğlan’ı yanında tutmak ister. Prenslere gösterişli giysiler ve atlar verilir; onlar da birçok sarayı gezdikten sonra altı kızı olan bir kralın ülkesine ulaşır. Her biri bir prensesle nişanlanır, ancak eve dönerken Kül Oğlan için bir eş bulmaları gerektiğini unutur ve yola yalnızca kendi sevgilileriyle devam ederler.
Dönüşte prenslerin yolu sarp kayalığın yanındaki Devin Konağı’ndan geçer. Dev karşılarına çıkar ve altı kardeşi, nişanlandıkları prenseslerle birlikte taşa çevirir. Oğullarının dönmesini bekleyen kral büyük bir kedere kapılır. Kül Oğlan, ağabeylerini aramak için gitmek ister; babası önce onu tehlikeden korumaya çalışsa da sonunda izin verir.
Kralın elinde kalan tek at yaşlı ve cılızdır. Kül Oğlan bu atla yola çıkar; dönüşte ağabeylerini de yanında getirmeyi umduğunu söyleyerek babasına veda eder.
Kül Oğlan’ın yardım ettiği hayvanlar
Yol üzerinde açlıktan bitkin düşmüş bir kuzgunla karşılaşan Kül Oğlan, azığının bir kısmını onunla paylaşır. Daha sonra kuruya vurmuş büyük bir somonu yeniden dereye bırakır. Bir süre sonra karşısına çıkan aç bozkurt ise atını ister. Kül Oğlan önce atını vermek istemez; çünkü kuzguna yiyeceğini, somona da yardımını vermiştir ve bineksiz kalacaktır. Bozkurt, prensin sırtına binebileceğini söyleyip en büyük sıkıntısında ona yardım edeceğine söz verir. Kül Oğlan da atı ona verir.
Bozkurt atı yedikten sonra Kül Oğlan dizgini ağzına, eyeri sırtına yerleştirir. Güçlenen hayvan prensi taşıyarak hızla yola koyulur ve Devin Konağı’na götürür. Orada taş olmuş altı ağabeyiyle onların nişanlılarını gösterir. Kurt, devin kapısından içeri girmesini ve içerideki prensesin söylediklerini yapmasını öğütler.
![]()
Devin kalbinin peşinde
Kül Oğlan konağa girdiğinde dev orada değildir; bir odada prensesle karşılaşır. Prenses, devin kalbini üzerinde taşımadığı için kimsenin onu yenemediğini söyler. Kül Oğlan, yine de ağabeylerini ve prensesi kurtarmaya çalışacağını belirtir. Prenses onu yatağın altına saklar ve devin konuşmalarını sessizce dinlemesini ister.
Dev eve dönünce içeride bir insan kokusu aldığını söyler. Prenses, bacadan insan kemiği düşüren bir saksağanın geldiğini öne sürerek onu yatıştırır. Gece, dev uyuduktan sonra prenses kalbinin nerede olduğunu sorar. Dev, kalbinin kapı eşiğinin altında saklı olduğunu söyler. Ertesi sabah dev ormana gidince Kül Oğlan ile prenses eşiğin altını arar, ancak hiçbir şey bulamaz.
Prenses bu kez kapı eşiğinin çevresini çiçeklerle süsler. Dev geri geldiğinde süslemeyi kimin yaptığını sorar; prenses, kalbin orada olduğuna inandığı için bunu yaptığını söyler. Dev kalbinin eşikte olmadığını açıklar. Gece prenses soruyu yeniden açınca dev, kalbin duvardaki dolapta bulunduğunu söyler. Dev ertesi sabah yine ormana gidince ikili dolabı arar, fakat kalbi orada da bulamaz.
![]()
Prenses dolabı çiçekler ve çelenklerle süsleyerek devin dikkatini çeker. Kalbin orada olduğuna inandığını söyleyince dev, bu kez sırrını açıklamak zorunda kalır: Çok uzaklardaki bir gölün ortasında bir ada vardır; adada bir kilise, kilisede bir kuyu, kuyuda ise bir ördek bulunur. Masalın devamında Kül Oğlan, devin kalbine ulaşmak için bu uzak yere doğru yola çıkar.
![]()