Boynuzsuz bir keçiyi yemek isteyen Kaplan, keçinin kayıp boynuzlarını geri alma talebi üzerine Kancil’i yargıçlığa çağırır. Kancil’in verdiği sıra dışı karar, keçiye köydeki bahçesine kaçma fırsatı verir.
Kaplan, keçiyi yemek için gerekçe öne sürdü
Sık ormanda yürüyen ve karnı acıkan Kaplan, boynuzsuz küçük bir keçiyle karşılaşır. Keçiyi uzun süredir aradığını söyleyerek onu yiyeceğini bildirir. Keçi bunun nedenini sorunca Kaplan, keçilerin atalarının kendi atalarına borçlu olduğunu ileri sürer.
Keçi, Kaplan’ın anlattıklarının doğru olabileceğini ancak kendisinin boynuzsuz olduğunu hatırlatır. Kaplan ise kaçamayacağını ve karşı koyacak gücü bulunmadığını söyleyerek onu tehdit eder.
Keçi, Kaplan’dan önce boynuzlarının nerede olduğunu bulmasını ister. Kaplan, boynuzları erkek geyiğe emanet ettiğini ve onun kendi boynuzlarına yapıştırdığını söyler. Keçi bu açıklamayı kabul etmeyerek boynuzlarını geri istemesini, aksi hâlde bir yargıca başvurmalarını önerir. Kaplan teklifi kabul eder ve ikili yola çıkar.
Kancil yargıç rolünü üstlendi
Bir banyan ağacının altında uyuklayan Kancil, kedi büyüklüğünde, akıllı bir cüce geyiktir. Kaplan ile Keçi yanına geldiklerinde Kaplan, Keçi’den onu uyandırmasını ister. Keçi, Kancil’in irkilip kızabileceğini söyleyerek beklemeyi tercih eder.
Aslında Kancil konuşulanları duyar. Kaplan’ın üzerine atlayabileceğini düşünerek uyuyormuş gibi yapmayı sürdürür.
Bir süre bekledikten sonra Kancil gerinir ve gözlerini açar. Uykusunun bölünmesine öfkelenmiş gibi davranınca Kaplan ile Keçi, kimin konuşacağı konusunda birbirlerine karşılık verir ve itişmeye başlar.
Kancil ikisini de susturup sırayla konuşmalarını ister. Keçi, geliş nedenlerinin Kancil’in adını ve rütbesini öğrenmek olduğunu söyler. Kancil de kendisini Kral Kancil ve Kral Süleyman’ın elçisi olarak tanıtır. Keçi, adalet istemeye geldiklerini açıklayınca Kancil tarafları dinlemeye başlar.
Karar, keçiye kaçış fırsatı verdi
Keçi, yarım aydır ormanda boynuzlarını aradığını ve Kaplan’ın şimdi kendisini yemek istediğini anlatır. Kaplan, boynuzları erkek geyiğe emanet ettiğini doğrular. Ayrıca keçinin ormanda bulunmaması gerektiğini ve atalarının kendi atalarına borçlu olduğunu savunur. Keçi, boynuzlarının önce geri verilmesini ister.
Kancil, iki tarafın da hem haklı hem haksız olduğunu söyler. Keçinin ormanın ortasında değil, bir köy evinin bahçesinde bulunması gerektiği konusunda Kaplan’ı haklı bulur. Ancak Kaplan’ın keçinin boynuzlarını saklamasını haksızlık olarak değerlendirir ve kavganın bitmesini ister.
Ardından bir yarışma kararı verir: Keçi kaybederse Kaplan onu yiyebilecek, Kaplan kaybederse keçinin boynuzlarını geri verecektir. Kancil de yarışmaya tanıklık edeceğini söyler. Kaplan bu karardan memnun olurken Keçi, bir kaplana karşı yarışı nasıl kazanacağını düşünerek korkar.
Keçi zaman kazanmaya çalışırken Kancil, Kaplan’a doğuya, Keçi’ye ise batıya koşmalarını söyler. Kaplan iki yönün zıt olduğunu sorgulasa da Kancil, ikisinin aynı anda yola çıkmasını ister.
Kaplan doğuya, Keçi ise batıya doğru koşar. Keçi, köydeki bir evin bahçesine ulaşırken ikili karşılaşmaz; Kancil de sessizce başka bir yere gider. Çok uzağa koşan Kaplan geri döndüğünde ağacın altında kimseyi bulamaz. Keçi’yi arasa da izine rastlayamaz.
Keçi, köy bahçesinde güvendedir ve huzur içinde otlarını çiğner.