Zengin bir tüccar, mutfağında pişen yemeklerin kokusunu alarak pirincini yiyen yoksul bir adamdan para talep edince mesele kralın huzuruna taşındı. Küçük geyik Kancil, kokunun bedelini paraların sesiyle ödeterek davayı kendine özgü bir yöntemle çözdü.
Yemek kokusuyla karnını doyurduğunu anlattı
Uzak bir diyarda yaşayan varlıklı tüccar ve karısı, her gün keyif içinde yiyip içiyordu. Evlerinde rendang, tumisan ve gulai petai pişerken, yakınlardaki küçük bir evde yaşayan yoksul bir çiftin mutfağında yalnızca pirinç vardı.
Bir gün yoksul kadının, tüccarın bir arkadaşıyla yaptığı sohbette yemek alışkanlığını anlattığı ortaya çıktı. Kadın, tüccarın evinden bu yemeklerin kokusu geldiğinde pirincini yediğini ve bunu iştahla yaptığını söyledi. ![]()
Tüccarın arkadaşı duyduklarını ona aktarınca tüccar, yemeklerinin kokusunun yoksul çift tarafından tüketildiğini ileri sürdü. Çifte çıkışarak evinde pişen yemeklerin bedelini ödemelerini istedi. Ardından şikâyetini krala götürdü. ![]()
Kral, davayı çözecek kişiye vezirlik vadetti
Kral, yoksul adamı huzuruna çağırıp tüccarın iddiasını sordu. Adam, tüccarın evinden yemek kokusu geldiğinde gerçekten yemek yediğini kabul etti; ancak eve ya da bahçeye hiç girmediğini belirtti. Tüccar da bu sözleri doğruladı.
Kral, anlaşmazlığa nasıl hüküm vereceğini bulamayınca adamlarına ülkeyi dolaşıp canang çalmalarını emretti. Gong eşliğinde yapılan duyuruda, tüccarla yoksul adam arasındaki davayı çözen kişinin vezir olacağı ilan edildi. Buna rağmen kimse öne çıkmadı. ![]()
Gövdesi bir kedi büyüklüğünde olan küçük geyik Kancil, tellala kralın derdini sordu. Tellal davayı anlatınca Kancil, meseleyi çözebileceğini söyledi ve saraya götürüldü. Kral, başarısız olması hâlinde ağır ceza vereceği uyarısında bulundu; Kancil ise sakinliğini koruyarak görevi kabul etti. ![]()
Kancil, borcu paraların sesiyle ödedi
Yargıç koltuğuna çıkan Kancil, tüccara yoksul adamın ne kadar borçlandığını sordu. Tüccar, bin gümüş sikke istediğini söyledi. Yoksul adam da yemek kokusu geldiğinde pirincini yediğini bir kez daha kabul etti; tüccarın evine ve bahçesine girmediğini yineledi.
Kancil, kraldan bin gümüş sikke ödünç aldı ve salonun ortasına, iki adamın arasına bir perde çekilmesini istedi. Paraları perdenin arkasındaki yoksul adama verdi. Adamdan sikkeleri teker teker, yüksek sesle saymasını; tüccardan da dikkatle dinlemesini istedi. Sayım uzun sürdü ve sonunda bin sikkeye ulaştı. ![]()
Kancil, tüccara borcun ödendiğini söyledi. Tüccar paraları almak için elini uzatınca Kancil, onun ödemeyi zaten aldığını açıkladı: Yoksul adam daha önce yemeklerin yalnızca kokusundan yararlanmış, şimdi de karşılığında paraların sesini vermişti.
Tüccar şaşkınlık içinde kalırken salondakiler kahkahalara boğuldu; en yüksek sesle gülen kral oldu. Bin gümüş sikke krala geri verildi ve yoksul çift içi rahat biçimde küçük evine döndü.