Kara kaplumbağası Mila, güneşlenmeyi sevdiği büyük taşı evine yaklaştırmak istedi. Komşusu fare Mete’yle birlikte önce taşın çevresinden ittirmeyi denediler, ancak işe yaramadı. Mete’nin sopa ve küçük bir taştan yararlanarak kurduğu düzenek, ikiliye taşı azar azar ilerletme imkânı verdi.
İtmek taşın yerini değiştirmedi
Mila’nın küçük bir bahçesi, kurumuş yapraklardan bir yatağı ve kahvaltıdan sonra güneşlendiği yassı bir taşı vardı. Taş bahçenin öbür ucunda bulunduğu için Mila güneşlenmek istediğinde oraya kadar yürümek zorunda kalıyordu. Bir sabah onu evinin yakınına taşımaya karar verdi.
Mila önce taşı tek başına itti. Taş kımıldamayınca hız alıp yeniden denedi, fakat bu çabası da sonuç vermedi. Komşusu Mete yardıma geldi; ikisi taşın arkasından, önünden ve yanından itmelerine rağmen onu hareket ettiremedi. Yorulan Mila, dinlenmek için taşın üzerine uzandı.
![]()
Mete’nin sopayla bulduğu çözüm
Bu sırada Mete, çitin yanında bulduğu uzun bir sopayla bir ağaç kökünün altından ceviz çıkarmaya çalışıyordu. Sopanın bir ucunu kökün altına yerleştirip küçük bir taşı destek olarak kullandı; diğer ucuna bastırınca kök yükseldi ve ceviz yuvarlanarak dışarı çıktı.
![]()
Mila, kendisinden çok daha küçük olan Mete’nin kökü kaldırabilmesini merak etti. Fare, aynı yöntemi büyük taşta denemeyi önerdi. İkili sopanın ucunu taşın altına sokup altına küçük bir taş koydu. Mete’nin bastırmasıyla büyük taş biraz yükseldi. Ardından Mila sopanın diğer ucuna ağırlığını verdi ve taşı daha da kaldırdı.
Mila bunu kendi gücüne bağlayınca Mete, az önce taşı yerinden oynatamadığını hatırlattı. Mila yeniden bastırdığında sopa kaydı ve taş yere düştü. Mete bu kez destek olarak kullandıkları küçük taşı büyük taşa yaklaştırdı. Mila sopanın en ucuna bastırınca taş çok daha kolay havalandı.
Taş elma ağacının yanına kadar ilerledi
İkili, sonraki bir saat boyunca taşın bir kenarını kaldırıp altına küçük taşlar koydu ve büyük taşı her seferinde birkaç santimetre ilerletti. Öğleye doğru taş elma ağacının yanına ulaşmıştı. Mila, evinden hâlâ uzakta olmasına rağmen buranın iyi bir yer olduğuna karar verdi; havalar ısındığında ağacın gölgesinden de yararlanabilecekti.
Mila taşına çıkıp dinlenirken Mete, sabah kurtardığı cevizi kemirerek yanına oturdu. Mete, bazen daha güçlü olmaktan çok sopayı doğru yere dayamanın önemli olduğunu söyledi. Mila ise ertesi gün elma ağacını da yanına getirmek için bir sopa bulabileceklerini öne sürdü. Bu söz Mete’yi şaşırttı.
![]()
Masal, üç elmanın Mila’ya, Mete’ye ve hikâyeyi dinleyenlere düştüğü dileğiyle sona eriyor.