Bir vadideki küçük kasabada yaşayan usta çömlekçi Mihran, yaptığı işlerle övünür; kendisinden daha hünerli kimse olmadığını söylerdi. Mübarek bir gece için hazırladığı altın işlemeli kandili herkesten üstün gören Mihran, kırık kandiliyle yanına gelen bir dilenciyle karşılaşınca kibriyle sınanacaktı.
![]()
Mihran’ın altın işlemeli kandili
Upuzun bir ırmağın kıvrılarak aktığı vadinin yakınındaki kerpiç damlı kasabada Mihran, çamura ustalıkla şekil veren tanınmış bir çömlekçiydi. Ancak yaptığı her güzel kaptan sonra meydana çıkıp kendi becerisini över, elinden çıkanların ışık gibi olduğunu söylerdi.
![]()
Kasaba halkı yaklaşan mübarek gece için evlerinin önüne kandiller asmaya hazırlanırken Mihran da günlerce çalıştı. Altın tozuyla süslediği ve desenlerini gül yapraklarına benzettiği kandilini çarşının ortasına astı. Kendi kandilinin ışığı yanında diğerlerinin sönük kalacağını ileri sürdü.
![]()
O sırada eski hırkalı, ayakları toz içindeki bir dilenci, çatlak ve kulpu kırık, is karasıyla kaplı küçük kandilini taşıyarak Mihran’ın yanına geldi. Bu kandilin de gece yanacağını söyleyince Mihran alay etti; ona göre hafif bir rüzgâr bile kandili söndürmeye yeterdi. O esnada esen rüzgâr, Mihran’ın altın kandilinin alevini titretmeye başladı.
Kırık kandilin ışığının sırrı
Gece bastırınca kasaba kandillerle aydınlandı. Mihran’ın gösterişli kandili parlıyor, ancak ışığı soğuk ve uzak görünüyordu; kimse çevresinde oturmak istemiyordu. Dilencinin kırık kandilinin yaydığı yumuşak ve sıcak ışığın çevresinde ise üşüyen çocuklar, yorgun yolcular ve sahipsiz kediler toplandı.
![]()
Şaşıran Mihran, çatlak kandilin nasıl böyle ışık verebildiğini sordu. Dilenci, her gece kandilinin içine bir yetim için ekmek, yorgun biri için de su koyduğunu anlattı. Ona göre kandilin nuru altından değil, paylaşmaktan geliyordu. Rüzgâr güçlenip Mihran’ın kandilini söndürürken dilencinin kırık kandili daha da parlak yanmaya devam etti.
Mihran’ın değişimi
Mihran o gece gözyaşları içinde diz çöktü ve kibrinin içi boş bir çömleğe benzediğini fark etti. Ertesi sabah en güzel kâselerini yoksullara verdi; fırınını da açlar için ekmek pişirilen bir yere dönüştürdü.
![]()
Zamanla kasabalılar onu yalnızca iyi çömlek yapan bir usta olarak değil, gönlü geniş biri olarak anmaya başladı. Mihran’ın kandili de mübarek gecelerde, paylaşma sürdükçe ışık saçtı. Kasaba halkı böylece insanın değerinin yaptığı işin süsünden çok, kalbinin cömertliğinde saklı olduğunu öğrendi.