Kapadokya’daki küçük bir köyde yaşayan Keloğlan, peribacaları arasında duyulan gizemli rüzgâr ezgisi bir gün kaybolunca onu yeniden bulmak için yola çıkar. Cesareti ve güvercin dostunun yardımıyla en yüksek peribacasına ulaşır; burada şarkıyı bir kafese kapatan yankı cinini beklenmedik bir yöntemle ikna etmeye çalışır.
![]()
Vadideki ezgi bir sabah susuyor
Kapadokya’nın bal rengi vadilerindeki bir köyde yaşayan Keloğlan, günlerini kayalara tırmanıp güvercin yuvalarını ziyaret ederek geçirirmiş. Her sabah peribacalarının arasından gelen, rüzgârın taşlarla çıkardığı tatlı bir şarkıyı dinlermiş.
![]()
Bir sabah vadi sessizliğe bürünmüş; rüzgârın ezgisi duyulmaz olmuş. Köyün yaşlı güvercini, şarkıyı kötü kalpli bir yankı cininin en yüksek peribacasına hapsettiğini söylemiş. Onu kurtarmak için cesur birinin gerektiğini öğrenen Keloğlan, değneğini ve biraz kuru ekmeğini yanına alıp yola koyulmuş.
![]()
Kafesteki şarkı özgürlüğüne kavuşuyor
Keloğlan, vadileri geçip dolambaçlı patikalardan tırmanarak en yüksek peribacasına varmış. Taş kapının anahtarı, üst taraftaki bir kaya oyuğunda duran ışıklı bir tüymüş. Güvercin dostunun yardımıyla tüyü alan Keloğlan kapıyı açmış.
İçeride yankı cini, rüzgâr ezgisini bir kafese kapatmış. Şarkının artık yalnızca kendisine ait olduğunu söyleyerek övünmüş. Keloğlan öfkelenmek yerine ona güzelliğin paylaşıldıkça çoğaldığını, saklandığında ise solduğunu anlatmış. Bu dürüst sözleri duyan cin utanıp küçülmüş; kafesin kapısı da kendiliğinden açılmış.
![]()
Keloğlan köyüne şarkılarla dönüyor
Ezgi serbest kalınca vadi yeniden canlanmış. Peribacaları sevinçle uğuldamış, güvercinler gökyüzünde dönmüş. Keloğlan köyüne döndüğünde köylüler onu şarkılarla karşılamış.
O günden sonra herkes güzellikleri saklamak yerine paylaşmanın önemini öğrenmiş. Yankı cini de vadinin bekçisi olup ezgiyi korumaya söz vermiş. Masalın sonunda gökten üç beyaz tüy düşmüş: biri Keloğlan’a, biri güvercin dostuna, diğeri de güzellikleri arkadaşlarıyla paylaşan iyi yürekli çocuklara verilmiş.
![]()