Yaşlı bir imparatorun sarayına ormanda yaşayan küçük bir bülbül getirilir. Kuşun içten şarkısı hükümdarı derinden etkiler. Ancak Japonya İmparatoru’ndan gelen mücevherlerle süslü, mekanik bir bülbül sarayın gözdesi olunca gerçek kuş ormana döner. Yıllar sonra imparator hastalandığında, onu yeniden hayata bağlayan şey bülbülün şarkısı olur.
![]()
Ormandaki bülbül saraya geliyor
Uzak Doğu’da, porselen çatılı ve gümüş çıngıraklarla süslü bahçeleri olan görkemli bir sarayda yaşlı bir imparator yaşarmış. Sarayın en değerli güzelliği altın kapıları ya da yakutları değil, yakınındaki karanlık ormanda yaşayan kül renkli küçük bir bülbülmüş. Kuşun duru sesi balıkçıları ağlarını bırakıp dinlemeye çağırırmış.
![]()
Bir gün imparator, uzak ülkelerden gelen gezginlerin kitaplarında kendi sarayından değil, bülbülden övgüyle söz edildiğini öğrenmiş. Kuşun hemen bulunup getirilmesini emretmiş. Vezirler ormanı ararken çeşitli hayvan seslerini bülbülün sesi sanmış. Sonunda mutfakta çalışan küçük bir hizmetçi kız, onları kuşun bulunduğu ağacın yanına götürmüş.
![]()
Bülbül imparatora şarkı söyleyince hükümdarın gözleri yaşarmış. Kuş, gözyaşlarını en değerli armağan olarak görmüş ve sarayda kalmayı kabul etmiş.
Mücevherli kuş gerçek bülbülün yerini alıyor
Bir süre sonra Japonya İmparatoru, elmas ve safirlerle bezeli yapay bir bülbül göndermiş. Kurulduğunda dönerek öten bu oyuncak, parlak görünüşü ve hep aynı ezgiyi çalmasıyla saray halkının ilgisini toplamış. Herkes mekanik kuşa yönelince gerçek bülbül açık pencereden ormana uçmuş.
![]()
Yıllar içinde yapay kuşun yayları aşınmış ve bir gece mekanizması durmuş. O sıralarda ağır hastalanan imparator, yatağında bir şarkı için yalvarmış. Fakat altın kuş artık ötmüyor, sarayda da kimse bulunmuyormuş.
Bülbül imparatorun yardımına dönüyor
Karanlık gecede bülbül açık pencereye konmuş. İmparatorun acısını duyan kuş, ona umut veren bir ezgi söylemiş. Şarkı hükümdara yeniden güç vermiş; imparator sabah sağlıklı uyanmış.
İmparator bülbülden yanında kalmasını ve altın kafeste yaşamasını istemiş. Kuş ise kafeste özgürce şarkı söyleyemeyeceğini belirtmiş. Özgür bırakılması karşılığında her gece gelip ormandaki sevinçleri ve dertleri anlatmayı önermiş. Gerçek sevginin mücevherle satın alınamayacağını söylemiş.
![]()
İmparator, küçük ve parlak şeylerden çok içten gelenin değerli olduğunu anlamış ve gülümsemiş. Masalın sonunda gökten üç kül rengi tüy düşmüş: biri alçakgönüllü bülbüle, biri özgürlüğün kıymetini kavrayan imparatora, diğeri de gösteriş yerine gerçek dostluğa inanan uslu çocuklara verilmiş.